Çakmak Mahallesi, Horasan caddesi No:3 Ümraniye - İstanbul

0216 365 35 61   -    info@guhertas.com 

  • Facebook - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember
  • Beyaz Instagram Simge
  • YouTube - Beyaz Çember

Gühertaş Hakkında

Saya Gezme

 

 

SAYA  GEZME

 

 

     Yıllar önce anayurt Orta Asya’dan bugünkü yurdumuz olan Anadolu’ya gelen atalarımız, Anadolu’ya gelirken geleneğini, göreneğini de beraberinde getirmiştir. Orta Asya da ve daha sonra Anadolu da göçebe yaşam tarzını sürdürerek, hayvancılıkla ilgili geleneklerde ortaya koymuşlardır.

     Uzun süren kış gecelerinde baharın özlemi ve koyunların kuzulamasının yaklaşmasının heyecanı saya geleneğini doğurmuştur. Saya her yıl Şubat ayının üçüncü haftasında, koç katımından 100 gün sonra, koyunların ve keçilerin kuzulamalarına 50 gün kala yapılır. ”Yağ gecesi” anlamına gelen saya, bütün Türk dünyasında kutlanmaktadır.

 

Hey ne kaldı ne kaldı 

Sağmaya elli gün kaldı

Elli gün sonra

                                 Foşur foşur sağarlar

Gümbür gümbür yayarlar.

 

     Manisinden de anlaşılacağı gibi saya sağmak ve yaymak sözcüğünden gelmektedir. İnanışa göre sayacı gençlere yağ veren kişinin koyunları ikiz kuzular, sürüleri bereketli olur.

       GÜHERTAŞ’TA SAYA:

      Gühertaş’ta saya eğlencesi Şubat ayının son haftası içinde yapılır. Saya’ya bir hafta kala Gühertaş gençlerini saya heyecanı sarar, sayacı gençler iki gün boyunca toprak bacalı evlerin damlarında ellerinde kelekler sallayarak, maniler söyleyerek sayayı başlatırlar.

 

Saya geldi sakının                    Hey hayadan hayadan             Elim attım çatmaya

Dambul dümbül takının         Yılan akmaz kayadan               Çatma yere batmaya

Kara koyun bokunu                 Keyfimizden gelmedik             Bir kaşık yağ vermeyen

Kına diye yakının.                     Töremiz var sayadan.              Karısıyla yatmaya.

 

     Üçüncü gün sayacı gençler, saya gurubu oluştururlar. Bu gurupta ak sakallı, başında sarığı, omzunda heybesi bir dede, elinde sopası yüzü siyaha boyanmış bir arap; pullu örtüler bürünmüş iki gelin (kadın kıyafeti giydirilmiş iki erkek), bir deve (iki kişinin kafasından omuzlarına merdiven konulur üzeri çulla örtülür, koyun postundan yapılan kelek takılmış bir deve başı yapılır, merdivenin altında ve önde yürüyenin eline verilir buda devenin başı olur) ve omuzlarında heybeler, ellerinde külekler bulunan sayacı köy gençleri.

     Önde dede, arkada deve, gelinler, arap ve sayacı gençler kapı kapı dolaşarak saya gezmesine çıkar. Arap elindeki sopasıyla gelinlere sataşanları uzaklaştırır. Bir kapının önüne gelindiğinde dede elindeki sopasıyla kapıyı çalar, kapıyı açan ev sahibine “Esselamün aleyküm, selam verdim aldın mı? Dalyan koçu saldın mı? Bahşişini verdin mi? der. Davet edilmeyi beklemeden içeri giren dede gelinlerini göstererek ”Dünya güzeli gelinlerim var sizin için oynatalım mı?” der.Ev sahibi cevap vermeden dede ve gelinler oynamaya başlarlar. Kapı dışında bekleyen arap içeri girerek, elindeki sopayla dedeye vurarak yere düşürür. Dedenin üzerine kapanan gelinler ağlamaya başlar, dedenin canlanması için sayacı gençlerden biri ev sahibine ”Yazıktır, gelinler ağlamasın, yiyecek verinde sussunlar” diyerek bahşiş toplamaya başlar. Bahşiş olarak genellikle un, bulgur, yağ, para verilir. Dede canlanır sayacı gençler bir başka eve yönelirler.

     Sayacı gençler topladıkları yiyecekleri bir evde biriktirirler, köy evlerinden odunlar toplanır, biriktirdikleri paralarla bakkaldan çerez türü yiyecekler alırlar ve saya yapılan evde yiyecekler pişirilir üç dört gün süreyle yenilir. Bu arada gün ışıyana kadar eğlence sürer davul- zurna eşliğinde halaylar çekilir, saya gecelerinin vazgeçilmezlerinden İbiş oyunu oynanır. Bu arada sayacı gençler diğer guruptaki arkadaşlarının saya yaptıkları eve misafir giderler, onlar misafir gelir böylece birbirlerini ağırlarlar. Önceleri saya gecesi eğlenceleri tek bir evde tüm köy gençlerinin katılımıyla yapılırken 1950 li yıllardan itibaren gençler guruplar oluşturarak ayrı ayrı evlerde yapmaya başladılar.

     Son dönemlerde İstanbul’a göçün yoğun olarak yaşandığı Gühertaş’ta unutulmaya yüz tutan saya, 2001 yılında Gühertaş Köyü Dayanışma ve Kültür Derneği başkanlığı görevini yürüten Osman Albayrak ve yönetimdeki arkadaşları büyük bir sorumluluk örneği göstererek saya geleneğini yeniden başlattılar. Böylece Gühertaş kültürünün önemli unsurlarından biri olan saya geleneğinin gelecek kuşaklara aktarılması, unutulmaması sağlandı.

Araştıran: Ahmet Turan ALTUN (Emekli Tarih Öğretmeni)