Çakmak Mahallesi, Horasan caddesi No:3 Ümraniye - İstanbul

0216 365 35 61   -    info@guhertas.com 

  • Facebook - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember
  • Beyaz Instagram Simge
  • YouTube - Beyaz Çember

Gühertaş Hakkında

İz Bırakanlar

 

 

 İZ  BIRAKANLAR

 

 

 

         HASAN GOCA:

         Zaimoğlu Hüseyin Goca’nın oğludur.19.yüzyılda Doğu Anadolu Çimendağı yöresinden gelen bir eşkıya gurubu Habeş yöresini ve Gühertaş’ı haraca bağlar. Her güz (sonbaharda) köye gelen eşkıya köylünün elinde ne var ne yoksa alıp götürür.Köylü eşkıya’nın gelme zamanı peynirlerini Peynirliğindere’ye (Elkayalar’ın arkası ) götürerek gömerken, arılarını ise Arumundüz’e (Hırhıldeğirmen ile Kaledibi arası ) götürüp saklar.

          Her zamanki gibi eşkıya üç adamını köye gönderir ancak köylü bu sefer uyanık davranır. Hasan Goca’nın önerisiyle eşkıya mensupları üç ayrı odada ağırlanır ve gece ikisi köylüler tarafından öldürülür.Dışarı tuvalete çıkan üçüncüsü, köylülerin “biz hallettik sizde hallettiniz mi?” şeklindeki konuşmalarından iki arkadaşının öldürüldüğünü anlayıp kaçar.Köylüler kendisini takip ederse de kurtulmayı başarır.

           Kaçarak kurtulan çete mensubundan, arkadaşlarının öldürüldüğünü öğrenen eşkıya intikam almak amacıyla zaman zaman köye baskın yaparak yedi kez köyü yakarlar.Köylü eşkiyanın korkusundan Göğdere ve Salar da konaklamak zorunda kalır.Yine bir gün köye baskın yaparak köylüleri vakitsiz yakalayan eşkıyabaşı arkadaşlarımıza yapanı söyleyin artık köyünüze ve size bir şey yapmayacağız deyince köydekiler korkularından bu işi yapanın Hasan Goca olduğunu onunda yaylada bulunduğunu söyler.

            Eyertaş yaylasına giden eşkıya 80 yaşındaki Hasan Goca’yı Ağcapürk’te yakalar, aralarında geçen mücadelede Hasan Goca eşkiya başını öldürür.Ancak diğerleri yaşlı Hasan Goca’ya saldırarak acımasızca katleder.Eşkiyayı takip eden köyün gözünü budaktan esirgemeyen acar delikanlılarından Kulaksız ile Banili Mehmet eşkiyanın çoğunu öldürüp Hasan Goca’nın intikamını alarak Gühertaş köyünü eşkıya belasından kurtarırlar.

             Hasan Goca eşkiyalar tarafından öldürüldüğü Ağcapürk’e defnedilir. O günden beri Hasan Goca’nın mezarı Gühertaş’ın yayla sınırı olur.2007 yılında köylerde sürdürülen tapu kadastro çalışması sırasında Hasan Goca’nın mezarı Eyertaş yaylası sınırı olarak tapu kayıtlarına geçer.

           

 

      YUSUF GOCA (KARA YUSUF):

      Zaimoğlu Hüseyin Goca’nın oğlu olan Yusuf Goca 19.yüzyılda yaşamıştır.Osmanlı arşivlerinden elde ettiğimiz 1261/1845 tarihli belgeden o zamanki adıyla Gevhertaş (Gühertaş) köyüne ilk caminin Zaimoğlu Yusuf tarafından yaptırıldığını görüyoruz.Gözünü budaktan esirgemeyen, o dönemde eşkıya’ya korku salarak Gühertaş insanının huzur içinde yaşamını sürdürmesini sağlayan, geçmişin mirasına sahip çıkarak geleceğe yönelik öngörüsüyle Gühertaş’ın bu gününe ışık tutan bir Zaimoğlu.

      Babası Hüseyin Goca tarafından yaptırılan köylünün kışları toplanıp sohbet ettikleri ve misafirhane olarak kullandıkları köy odasına bir gün Tokat’ın Beyra bölgesinden misafirler gelir ve köylüler tarafından ağırlanır.Misafirlerden biri giderken Kara Yusuf’un babasından kalma köy odasındaki tarihi bakır cezveyi çalarak götürür.Cezvenin çalındığı fark edilince Kara Yusuf atına atladığı gibi Tokat’ın yolunu tutar ve Beyra’ya ulaşır.Derdini köyün dışında karşılaştığı otuzlu yaşlarda bir geline anlatır.Gelin iyi niyetine ve samimiyetine inandığı bu yabancıya yardım edeceğini söyleyerek ayrılır.Bir süre sonra geri dönen gelin cezveyi Yusuf Goca’ya verir.Kendisine de “ gardaş buralarda fazla durma, farkına varırlarsa seni öldürürler buradan hemen git “ der.Gelın’e sağol bacım Allah senden razı olsun diyen Kara Yusuf takip edilme olasılığına karşı uzun süre atını geri, geri sürerek Beyra’dan ayrılır. Durumun farkına varan Beyralılar yaptıkları incelemede köye bir atlının girmiş olduğunu ancak çıkmadığını nal izlerinden tespit ederler; fakat bir türlü işin içinden çıkamazlar.

      Kara Yusuf.geri dönüşte Murasul da yaşayan Rumlardan birini yanına alarak köye gelir.Yanında getirdiği Rum’u öğütleyerek köylünün kendisi hakkındaki düşüncelerini öğrenmek ister.Kendisi köy odasının kapısında beklerken içeri giren Rum ”Gözünüz aydın Kara Yusuf’u vurmuşlar” deyince köylülerden bazıları ”Bir cezvenin peşine düşüp gitmeseydi” derlerken, bazıları da “Yazık oldu biz onun sayesinde eşkiyaların saldırılarından korkmadan huzur içinde yaşıyoruz “ dediklerinde hışımla içeri giren Yusuf Goca “Kara Yusuf ölmedi, dirildi geldi, yaşıyor “ diyerek cezveyi köy odasına bırakır ve dışarı çıkar.Hırsını almak için atına atlayarak yedi kez Koçarmudu’na sürüp sakinleşmeye çalışır.

      KaraYusuf ölmeden önce köylüye vasiyet eder “ Ben ölünce cenazemi Karakütük’e gömün. Bir gün olur ben size lazım olurum “der. Öldüğünde vasiyeti uyarınca cenazesi oraya defnedilir.Yıllar sonra Armutçayırı köyü ile Gühertaş arasında sınır sorunu ortaya çıkınca, Kara Yusuf’un kardeşinin oğlu Hacı Ömer Ağa amcasının sözlerini hatırlar.Gühertaş o dönemde Şebinkarahisar adliyesine bağlı olduğu için köylüler Şebinkarahisar’a giderek dava açar ve sınır tespiti için hakim gelir.Yerinde yapılan incelemede Kara Yusuf’un mezarının bulunduğu yer Armutçayırı köyü ile Gühertaş köyü arasında sınır olarak hakim tarafından karara bağlanır .

      2007 yılında Şerefiye ve köylerinde sürdürülen tapu kadastro çalışmaları sırasında Karakütük’te bulunan Yusuf Goca’nın mezarı Armutçayırı-Gühertaş sınırı olarak yeniden tapu kayıtlarına geçer.Böylesine gözü pek, ecdadına ve onun mirasına sahip çıkan, köylüsünü düşünerek geleceği gören Kara Yusuf mezarında rahat uyu, ruhun şad olsun.Sana minnettarız .

 

     MOLLA MUSTAFA (MUSTAFA COŞKUN)

     1903 yılında Gühertaş ta doğdu.Henüz on bir yaşındayken köydeki evlerine gelen asker kıyafetli birini gösteren annesi oğlum bu senin baban Ömer dediğinde dünyalar onun oldu. Çünkü babası Ömer Balkan savaşına katıldığı için uzun süre evinden uzak kalmıştı.Balkan savaşı sona erip askerler terhis edilirken komutanı “çocuklarım şimdi evinize gidin ama durum karışık her an yeniden sizi çağırabiliriz ona göre hazır olun.Köyünüze giderken mutlaka evinize bir Kuran-ı Kerim götürün mutlaka çocuklarınızın okumasını sağlayın başımıza ne geldiyse cehaletten geldi” diye telkinde bulunur.

     Babasına henüz yeni alışmaya başlamış, baba sevgisinin verdiği mutluluğu yaşıtları gibi oda tatmaya başlamıştır ki ülkemizi felakete sürükleyecek, körpecik ana kuzularını yetim bırakacak Birinci Dünya Savaşı başlar.Ömer le birlikte tam yirmi beş Gühertaş genci vatan savunması için silah altına alınır.Gühertaş’tan askere alınanlar ya doğuya Kafkasya Cephesi’ne yada Hicaz-Yemen Cephesi’ne gönderilir.

     Karalı haber köye tez ulaşır Sarıkamış Harekatına katılan Ömer ve kardeşi Tahir Allahüekber dağlarında şehit düşmüştür.Babasının şehit olduğu haberi Mustafa’nın yüreğini dağlar.Kendisini yetim bırakan Ruslardan nefret eder.Bu nefreti öylesine büyür ki yaşamının sonuna kadar kızdığı birine her kim olursa olsun “Moskof” diye söylenir.

     Babasının askere giderken oğlum mutlaka oku vasiyeti uyarınca küçük yaştan itibaren kendini okumaya ve ilme verir.Önceleri İnce Molladan ders alır öyle ki çift sürmeye giderken babasının getirdiği Kuran-ı Kerimi gizlice heybesine koyar,öküz otlatmaya giderken yanına alır.O okuyacak babasını mahçup etmeyecektir.Dini bilgilerin geliştirilmesinde Şerif Hoca’nın katkıları çok büyüktür.

     1928 yılında yeni alfabenin kabul edilmesinden sonra askeri okulda okuyan çocukluk arkadaşı Bekir Dikmen izinlerde köye geldikçe ondan yeni yazıyı öğrenir.Hem eski yazı ve dini bilgileri mükemmel hem de yeni yazıyı öğrenen Mustafa’yı köylü Molla Mustafa diye çağırmaya başlar.

     Molla Mustafa Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Gühertaş’ın en aydın kişisidir.Sivas ta askerliğini yaparken bölük emini ve yazıcılık yapar.Kaymakamlık tarafından köy katibi olarak tayin edilir.İkinci Dünya Savaşı yıllarında Yıkılkan köyünün vergisini toplamak üzere vergi tahsildarı olarak görev yapar.Gühertaş ta köy katipliği, nüfus sayım memurluğu ve seçimlerde sandık başkanlığı görevlerini uzun yıllar sürdürür.

     O vefat ettiği 1991 yılına kadar nefes aldığı her an, tüm emeğini, beynini ve de bilgisini sevdalısı olduğu Gühertaş insanının eğitimine ve aydınlanmasına yoğunlaştıran geçmişi gelecek ile buluşturan Cumhuriyet döneminin aydın bir din adamıdır.

     Bıkmadan usanmadan her yıl düzenli olarak büyük odada verdiği derslerinde hiç taviz vermeyen otoriter bir hoca, özel yaşamında ise yufka yürekli ve hoşgörülü bir baba.Aynı zamanda çevresi ve ülkesi adına hep hedefleri olan, daha iyiyi, daha mükemmeli yakalamaya çalışan bir vatansever.

     Yetiştirmiş olduğu talebelerinin yanında 1979 yılında yapımı tamamlanarak ibadete açılan Gühertaş camii’nin her tuğlasında, her kürek harcında alın teri ve emeği olan bir din adamı.Hep örnek aldığımız davranışlarınla, Gühertaş sevdanla, hizmetlerinle bize ışık tuttun.Nur içinde yat, ruhun şad olsun.

 

    

     HAFIZ HOCA (AHMET COŞKUN)

     1936 yılında Gühertaş ta doğdu.1956 yılında askere giden Ahmet Coşkun acemi birliğini Adapazarı’nda yaptıktan sonra dedesi Ömer’in şehit olduğu Ardahan da vatani görevini tamamladı.1959 yılında eşi Hatice hanımla evlendi ve  üç erkek dört kız yedi çocuğu oldu.

     Küçük yaştan itibaren babası Molla Mustafa’dan eski yazıyı ve yeni alfabeyi öğrendi yedi yaşına geldiğinde Kuran-ı Kerimi hatmetti.Yeni alfabeyi öğrenmenin semeresini askerde gördü ve çavuş oldu.

      Askerden sonra beş yıl süreyle Zara müftüsü olarak görev yapan Ordu lu Mehmet Çelenk’ ten ders alarak dini eğitimini tamamladı.Zara da dışardan bitirme sınavlarına girerek ilkokul diplomasını aldı.1962 yılında ise hafızlık diplomasını aldı.

     1970 yılında imamlık sınavını kazanarak kendi köyü Gühertaş’a imam olarak tayin edildi.Aralıksız yirmi altı yıl imamlık görevinden sonra 1996 yılında emekli oldu.Halen İstanbul da yaşamını sürdüren Hafız Ahmet baharla beraber köye giderek yılın altı ayını doğduğu topraklarda geçirmekte böylece baba ocağıyla bağlarını sürdürmektedir.

     Yaşamında temel bilgileri aldığı babası Molla Mustafa ile bugün dini yönden bir derya haline gelmesinde Zara Müftüsü Ordu lu Mehmet Çelenk’in katkıları çok büyüktür.Babası Molla Mustafa’nın izinden giderek Gühertaş sevdasıyla köyüne ve insanımıza hizmet aşkıyla görevini günümüzde de zevkle sürdürmektedir.

     Gühertaş’ın ölüsünde, dirisinde, hastasında, mevlidinde ve dini yönden eğitiminde hep o var.Adeta engin bir deniz olan Ahmet Coşkun emeğini ve bilgi birikimini tüm çevreyle paylaşması yüzündendir ki “Hafız Ahmet Hoca” olarak anılmaktadır.

     1977 yılında yapımına başlanan ve 1979 yılında ibadete açılan Gühertaş camii’nin yapımındaki katkılarını unutmak mümkün değil.Tek kelime ile bir deha, bir derya.Hocam hizmetlerini minnetle anıyoruz Allah sana uzun ömürler versin.

Araştıran: Ahmet Turan ALTUN (Emekli Tarih Öğretmeni)