Çakmak Mahallesi, Horasan caddesi No:3 Ümraniye - İstanbul

0216 365 35 61   -    info@guhertas.com 

  • Facebook - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember
  • Beyaz Instagram Simge
  • YouTube - Beyaz Çember

Gühertaş Hakkında

Efsaneler

 

EFSANELER

 

   Asırlar boyunca gerçekten olmuş gibi kuşaktan kuşağa aktarılan öykülerdir. Efsanelerde anlatılan olaylar bazen gerçeküstü olabilir; ama çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanır.

   İnsanoğlu; yaşadığı coğrafyaya ait önemli gördüğü kişileri, nesneleri ve mekanları kutsallaştırır. Bunlara yaşanmış bazı olayları da katarak nesilden nesile aktarır. Efsaneler genelde, insan ile insanı, insan ile coğrafyayı, insan ile diğer varlıkları, insan ile maneviyatı bir birine gönül bağı ile bağlayan unsurlardır.

 

ÜÇ BACILAR EFSANESİ   

   Gühertaş yöresinde yaşadığına inanılan Zilifligız, Sarıgız ve Mercangız adındaki üç kız kardeş hiç evlenmemişler ve kendilerini hak yoluna adamışlardır. Gühertaşlı arasında evliya olarak bilinen üç bacının ne zaman yaşadıkları konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte kendilerini ve köylerini kötülüklerden koruduğuna inanılmaktadır.

   İnanışa göre üç bacıların en büyüğü Zilifligız’ın vasiyeti uyarınca yöre halkı kendisini Öveç dağının batı tarafındaki tepeye, Sarıgızı Sarıkaya’nın başına, Mercangızı da Büyükgurdini’nin başındaki tepeye gömerler.

   Gühertaşlı arasındaki inanışa göre Gühertaş köyüne hükmeden üç tepe üzerinde yatmakta olan üç bacılar köyün ve köylünün koruyucu meleğidir. 1939 yılındaki Erzincan depremi çevrede çok önemli hasarlara ve ölümlere sebep olmasına rağmen Gühertaş köyü depremi hafif hasarla atlatır köylü bunu evliya olarak kabul ettikleri üç bacılara bağlar. Köyün ve köylünün koruyucu meleği üç bacıların deprem felaketinden kendilerini koruduğuna inanmaktadırlar.

   Üç bacılardan Zilifligız. Sarıgız ve Mercangız’ın mezarları bellidir ve etrafları taşlarla çevrilidir. Özellikle Zilifligız sadece Gühertaşlı arasında değil çevrede de evliya olarak kabul görmekte ve sıkça ziyaret edilmektedir. Derdine derman arayanlar Zilifligız ziyaret yerine gitmektedir.

                    

ZİLİFLİGIZ  EFSANESİ

 

   Gühertaş’ın güneyinde çoğu zaman zirvesinde dumanların eksik olmadığı, kimi zaman nazlı nazlı süzülen, kimi zaman bütün ihtişamı ile kartal gibi Gühertaş’a yukarılardan bakan yamaçları dağ kavağı, gürgen ve sarı çam ormanlarıyla kaplı bir dağ Öveç (Yığlıtaş tepesi).

   Öveç’in zirvesi iki tepeden oluşmaktadır. Doğu tarafında Ziyaretintepe, batı tarafında ise Zilifligız tepesi yer alır. Aşağılardan Zilifligız tepesine imrenerek bakan Örenler mevkii’nde yaşayan Türkmen obasında  iki amca çocuğu nişanlanırlar. Nişanlılardan erkek olanı obanın kara yağız, civan boylu delikanlısı aynı zamanda koyun çobanıdır. Bir gün sürüsünü otlatmak üzere Zilifligız tepesine çıkar. Öğle üzeri bir anda eşkiyalar etrafını çevirir. Sürüyü toplayan eşkıya çobanın ellerini arkadan yağlı sicimle bağlayıp köpeğini de öldürürler .

   Kendisininde öldürüleceğini anlayan çoban eşkiyaya  “Ellerimi çözünde son bir kez kavalımı çalmak istiyorum” diye yalvarır. Öldürmeye karar verdikleri çobanın yalvarmaları karşısında ellerini çözerler. Kavalını eline alan çoban içinde bulunduğu durumu kavalından dökülen nağmelerle Örenlerdeki  nişanlısına anlatmaya çalışır. Çünkü kavalından dökülen nağmeleri en iyi anlayacak olan sevdiğidir.

 

 

                                                    Medet medet emmim kızı Sedef                   Koyunları güttüm zilifligızda yattı

                                                    Kara kancık kanlar kustu                                Harami çeteleri gelip beni tuttu

                                                    Yağlı sicim kolum kesti                                    Kara kancık kanlar kustu

                                                    Haramiler elim kesti                                        Yağlı sicim boynum kesti

                                                    Yetiş emmim kızı imdadıma                           Yetiş emmim kızı imdadı

 

                                                                                   Zilifligızın eteği denüccük deresi

                                                                                   Elimi bağladı harami çetesi

                                                                                   Kara kancık kanlar kustu

                                                                                   Yağlı sicim boynum kesti

                                                                                   Yetiş emmim kızı imdadıma.

 

   Elinde su testisiyle pınarda su dolduran al yazmalı selvi boylu Türkmen güzeli sevdiğinin başına gelenleri onun kavalından dökülen nağmelerden saldırıya uğradığını anlayarak durumu oba halkına bildirir. Eşkiyalardan bir kısmı sürüyü önlerine katarak götürürken, bazıları kendilerini çobanın kavalına kaptırmış bitirmesini  beklemektedirler. Zilifligız tepesine çıkan oba halkı önce eşkiyaları öldürüp çobanı kurtarır daha sonra sürüyü götürenlerin peşine düşer. Dikilitaş denilen yerde eşkiyaya yetişerek diğerlerini de öldürüp sürüyü de kurtarır. Başlarına gelen bu hadiseden sonra yaşlı bir kadın hariç oba halkı Örenleri terk eder.

   Zilifligız o yörede evliya olarak bilinmektedir. Tıpkı Köse Süleyman, tıpkı Duman Baba gibi. Derler ki; Zilifligız sevdalılara, sevda çekenlere merhamet gösterip çobanın kavalının sesini Türkmen güzeline ulaştırmıştır. Derler ki; çobanın eşkiyalar tarafından öldürülmesine engel olmuştur. Bütün bunların yanında gerçek olan şudur ki Zilifligız tepesi yöre insanı tarafından kutsal sayılmakta ve ziyaret edilmektedir.

 

   Göç sonrası Örenler

   Yaşlı Türkmen kadını bir süre daha Örenlerde yaşamını sürdürür. Derler ki yaşlı Türkmen kadını yılda bir kez başını kaldırıp yüzünü Zilifligız tepesine çevirerek “kara taşın karşısı, ya bir ok atımı yada bir akıl yatımı. Yedi yaşında bir balağın derisinde buranın altını gömülüdür” diye söylenip oba halkının beraberinde götüremediği definenin yerini işaret etmektedir. Bu söylenti günümüzde define arayanların iştahını kabartmakta ve yörede gizli kazı yapılmaktadır.

   Rivayet odur ki yalnız ve yaşlı Türkmen kadını geçmiş günlere dönük özlemiyle “Denüçcük deniz oldumu? Kaledibinin boğaz doldumu? Örenlerin buğdayından, Hırhılın unundan ah bir gilik olsa da yesem.” diye hayıflanarak yeniden yatarmış.Bu gün Örenlerdeki tarlalarda çift sürülürken Türkmen obasına ait kalıntılar çıkmaktadır.

 

   Zilifligız ziyaret yeri ile ilgili söylenceler

   Armutçayırı köyünden Hüseyin Çoban’ın 1958 yılında bir oğlan torunu dünyaya gelir ve dede torununa Ahmet adını verir. Çocuk bir buçuk yaşına kadar sürekli ağlar bir türlü susturulamaz. Hüseyin dede çare aramak için çırpınır, bir işi nedeniyle Zara’ya gittiği bir gün Meydan Camii’nin önünde aksakallı biriyle tanışır sohbetleri esnasında derdini anlatır. İhtiyar, derdinin dermanını Köse Süleyman, Duman Baba yada Zilifligız da ara diye telkinde bulunur.

   Köyüne gelen Hüseyin dede bir kış günü sabah erkenden komşusu Rahime İlter, Hüsne İlter, gelini Zöhre ve torununu alarak Zilifligız’a doğru yola çıkar. Hacınınyurdu denilen yere gelindiğinde çocuk uykuya dalar. Zilifligız’a gelen ziyaretçiler dini vecibelerini yerine getirerek dönüş için çocuğun uykudan uyanmasını beklemeye başlar, çocuğun uyanmaması dönüş yolculuğunu geciktirir, akşam karanlığı çökmeye başlayınca Hüseyin dede köye dönmeye karar verir.Köye yaklaştıklarında çocuk uyanır üstelik ağlaması da kesilmiştir.

   Bu olayın canlı şahitleri belirtilen kişilerdir. Zilifligız ziyaret yeri ile ilgili buna benzer bir çok olay anlatılır. İnanıp, inanmamak tamamen okuyucunun taktirine kalmıştır.

 

ZİYARETİNTEPE  EFSANESİ

 

   İki tepeden oluşan Öveç dağının doğu (Hacınınyurdu ) tarafında Ziyaretintepe bulunmaktadır. Ziyaretintepe adeta hayvan ve insana benzeyen heykel şeklinde kayaların bulunduğu bir açık hava müzesi gibi görenleri şaşkınlığa uğratmaktadır.

   Yıllardır halk arasında anlatılan efsaneye göre Ziyaretintepe denilen yerde konaklayan bir Türkmen obası otlağı bol olduğu için o yazı burada geçirmeye karar verir. Çoban koyun ve keçi sürülerini otlatır, sütler sağılır, peynir ve yağlar boca edilirken, obada bir düğün şenliği başlar. Kuzular kesilir, kazanlar kaynamaya, kıratlar oynaşmaya başlar. Ziyafet sofraları kurulur, davul zurna eşliğinde halaylar çekilir, pehlivanlar güreş tutar.

   Düğün şenliği devam ederken obaya yoksul görünümlü bir ihtiyar gelir. Karnının çok aç olduğunu Allah rızası için biraz yemek vermelerini söyler. Düğün telaşında olan oba halkı ihtiyarla ilgilenmez. İhtiyar “Hepiniz taş olasınız emi” diye beddua ederek obadan ayrılır. Oba halkı ve sürüleri taş kesilir. Ziyaretintepe’ye çıkıldığında düz bir alanda kazan, koyun, hatta damat ve geline benzeyen heykel şeklinde kayalar görülür.

   İnanışa göre obaya gelen ihtiyarın ”HIZIR ALEYHİSSELAM” olduğu ve bedduasının tuttuğu, obanın tümden taş kesildiği şeklindedir. Bu nedenle yöre insanı tarafından sıkça ziyaret edilmektedir.

Araştıran: Ahmet Turan ALTUN (Emekli Tarih Öğretmeni)