Çakmak Mahallesi, Horasan caddesi No:3 Ümraniye - İstanbul

0216 365 35 61   -    info@guhertas.com 

  • Facebook - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember
  • Beyaz Instagram Simge
  • YouTube - Beyaz Çember

Gühertaş Tarihi

Gühertaş Tarihi

a- 1. Dünya Savaşı Öncesi

GÜHERTAŞ’INDA YER ALDIĞI HABEŞ BÖLGESİNİN TARİHİ

     A-İlk çağda Habeş bölgesi

     Coğrafi olarak batısında Epsile (Doğanşar), kuzeyinde Mupaz (Koyulhisar) ilçeleri mücavir alanları ile sınırları bulunan, güneyinde Dagros (Kurbağalı mevkii) ve Avşar ormanı olarak tabir edilen yerleri, doğusunda Kösedağın batı kısımlarını kapsayan bölgeye Habeş denir.

     Osmanlı arşivlerinde Abaş/Habeş, Yunan arşivlerinde Eves (Ebes olarak okunur) olarak belirtilmiştir. Bölgede Hitit uygarlığı dönemini yansıtan yer altı galerileri ve mağaralar, Helenistik döneme ait kale kalıntıları bulunmaktadır.

     Bölge M.Ö.3000’li yıllardan M.Ö.2000’li yıllara kadar Haldiler, M.Ö.2000’li yıllardan M.Ö.1200’lü yıllara kadar Hititler, M.Ö.1200’lü yıllardan M.Ö.600’lü yıllara kadar Frigyalılar, M.Ö.600’lü yıllardan M.Ö. 560’lı yıllara kadar Kimmerliler, M.Ö.560’lı yıllardan M.Ö.330’lu yıllara kadar önce Med ardından Persliler’in egemenliğine girer. M.Ö.334 yılında Pers egemenliğine son veren Romalılar bölgeyi egemenliği altına alırlar. Bölge M.Ö.280’li yıllara kadar Roma İmparatorluğu’na bağlı bir satrap (eyalet) iken bölge valisi olan I.Mithridates tarafından kurulan Pontus uygarlığının egemenliğine girer. Başkenti Amasya olan İmparatorluğun başlıca kentleri Samsun, Sinop, Gümüşhane, Rize, Trabzon ve bölgemiz Habeş, Suşehri ve Koyulhisar’ın bağlı bulunduğu Şebinkarahisar idi.

     B-Roma ve Bizans İmparatorluğu döneminde Habeş bölgesi

     Bölge M.Ö.63 yılından itibaren Roma İmparatorluğunun egemenliğine girer. 476 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Habeş bölgesi İstanbul merkez olmak üzere kurulan Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu sınırları içinde kalır. 1000’li yıllarda bölgenin merkezi yerel yönetim kurumu Göktepe civarındaki manastırdır . Burası da hiyerarşik olarak Nikopolis (Şebinkarahisar) Metropolitine bağlıdır.

     1204 yılında 4. haçlı seferi sırasında Katolik haçlıların İstanbul’u işgal ederek Bizans İmparatorluğuna son vermeleri üzerine İmparatorluk soyundan olanların bir bölümü Trabzon’a giderek Trabzon Rum (Pontus Rum) devletini kurdular böylece Habeş bölgesi Pontus Rumlarının hakimiyetine girmiş oldu.

     C-Selçuklular döneminde Habeş bölgesi

     1071 Malazgirt savaşından sonra bölge Danişmentliler’in egemenliğine girer. 1175 yılında Danişmentliler beyliğine son veren Türkiye Selçuklu devleti Habeş bölgesini egemenliği altına alır. Türkiye tarihinin üzücü olaylarından biri olan Kösedağ savaşı Türkiye Selçuklu Sultanı II.Gıyaseddin Keyhüsrev ile Baycu Noyin komutasındaki Moğol ordusu arasında Zara’nın kuzey doğusunda Kösedağ eteklerinde muhtemelen Habeş bölgesinde yapılır. Selçuklu ordusu yenilir Anadolu Moğol egemenliği altına girer ve halka yönelik Moğol baskısı artar.

     Selçuklu ordusunun Moğollara yenilmesini fırsat bilen Pontus Rum kuvvetleri Habeş bölgesinin gür ormanlık alanları olan Çanakçı “Taburbozan” mevkiinde bir grup Türk askerini pusuya düşürerek “Selçuklu Alperen’i” olduğu sanılan Çıngır gaziyi şehit ederler. Selçuklu Alperen’i Çıngır Gazinin kabri Kızıldağ’ın zirvesinde bulunmakta ve yöre insanı tarafından sıkça ziyaret edilmektedir.

      Moğollardan sonra 1256-1353 yılları arasında İlhanlılar, daha sonra Eretnalılar, 1381 yılında Kadı Burhaneddin Beyliği bölgeyi egemenliği altına alır. Ardından anılan beylik Akkoyunlular ile yapılan savaşı kaybedince Osmanlılar bölgeyi egemenlikleri altına alır.

    

     D-Osmanlı İmparatorluğu döneminde Habeş bölgesi

     1400 yılında Anadolu’ya yürüyen Timur güçleri bölgeyi ilhak eder.Bir dönem Mezit Bey’in egemenliğinde kalan bölge 1404 yılında yeniden Osmanlı topraklarına katılır. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan kuvvetleri 1464 yılında bölgede egemenlik sağlarsa da 1473 Otlukbeli savaşından sonra bölge yeniden Osmanlı topraklarına katılır.

     1838 yılında Anadolu’yu gezen Fransız gezgin Eugene Bore,Zara-Kaylukaya yoluyla Habeş bölgesinden geçerken izlenimlerini seyahatnamesinde “Kaylukaya dan sonra yörenin görünüşü değişir.Dev gibi Kösedağ’’ın gövdesinden çıkan diğer dağlar çam ve meşelerle kaplıdır.Habeş de çadırımda yattım.Habeş yayla anlamında bir yörenin ismidir” diye bahsetmektedir.

     Yine 1851 yılında Anadolu’yu gezen Alman gezgini A.D.Morgdtmann küçük Asya gezi notları adlı eserinde “Enderes (Suşehri) Koyulhisar üzerinden tamamı Hırıstiyan olan 20-30 haneli Keçeyurdu köyünde papaz Markos’un evinde konakladık.Ertesi gün büyük dağlar arasındaki bir vadiden geçtik.Türkler buraya Habeş adını vermişler”diye bahsetmektedir.

     Habeş bölgesi 19.yüzyıl başlarından itibaren Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar) sancağına,Şebinkarahisar sancağı da Trabzon eyaletine bağlıdır.1842 yılında idari yapı değiştirilerek köy ile sancak arasında adli nitelik taşımayan “kaza  “ birimleri oluşturulunca Habeş bölgesi yeni kurulan Koyulhisar kazasına bağlanır.1864 yılında taşra teşkilatını yeniden düzenlemek amacıyla “Vilayet Nizamnamesi” uygulamaya kondu.Buna göre eski eyaletler “vilayet” adını aldı.Her vilayet sancak (liva),kaza ve köylere ayrıldı.

     1864 vilayet nizamnamesi ile getirilen yeni düzenleme ile Şebinkarahisar sancağı Sivas vilayetine bağlanınca Habeş bölgesi de Sivas’a bağlandı.1871 yılında Koçgiri (Zara),Sivas merkez sancağa bağlı kaza olunca Habeş bölgesi Koyulhisar dan alınarak Koçgiri (Zara) kazasına bağlanır.1300 (1884) tarihli salnameye göre Koçgiri (Zara) kazasının on altı nahiyesinden ikisi Habeş bölgesindeki Keçeyurdu ve Göktepe nahiyeleridir.Aynı salnameye göre Keçeyurdu nahiyesinin müdürü Ohan Ağa, Göktepe nahiyesini müdürü ise Karaki Ağadır.

     Padişah 11.Abdülhamit döneminde ülke genelinde yol çalışmaları devam ederken 1880’li yıllarda Sivas ta valilik yapan Halil Rıfat Paşa,Zara’yı Karadeniz’e ve Doğuya bağlayan Kuşkayası-Karabayır yolunu fiziki zorluklarına rağmen 1884 yılında tamamlamayı başarmıştır.O dönem bu yolun yapılması Habeş bölgesi için tarihi bir olaydır çünkü bölgeye büyük bir canlılık kazandırmıştır.19.yüzyıl sonlarında Anadolu’yu karış karış gezen Fransız yazar Cuinet’in seyahatnamesindeki verilere göre Kuşkayası-Karabayır yolunun yapımı için 14.500 amele çalıştırılmıştır.

     Bölge insanı arasında minnetle anılan ve aşılmazı aşan,dağları yaran vali olarak bilinen Halil Rıfat Paşanın yaptırmış olduğu bu yol geçmişin tarihi ipek yoludur,uzun yıllar batıyı doğuya bağlayan İran yolu olarak kullanılmıştır.Kuşkayası mevkiinde zoru başarmanın anısına birde kitabesi vardır.

     “Asrı Gazi Sultan Hamid Han-ı sani vezir-i terakki perver Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa Hazretleri’nin memaliki mahruse-i şahaneye bir misal olmak üzere 1298’de Sivas’tan Samsun’a,1299’da Sivas’tan Harput’a,1300’de Sivas’tan Ordu limanına değin yapılan turukun (yolun) tarihidir.1300 (1884)”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kuşkayası Halil Rıfat Paşa kitabesi

 

     1880’li yılların sonlarında Göktepe ve Keçeyurdu nahiyeliklerini kaybeder bölgede Habeş nahiyesi kurulur.Habeş nahiyesinin nahiye merkezi ise bugünkü Kurbağa yaylasıdır.1890/91 tarihli Sivas salnamesine göre Koçgiri (Zara) kazasının Habeş (Abaş) nahiyesinde gür ormanlık alanların bulunduğundan bahsedilmektedir.1308 (1892) tarihli salnamede Zara dan geniş şekilde bahsedilirken Habeş nahiyesinde her sene Ağustosun 15 inde bir gün panayır kurulur ve icaze-i zemin namıyla 350 guruş kadar hükümete varidat verirdi.1325 (1909) tarihli salnameye göre Habeş nahiyesinin müdürü Kazım efendi,nahiye katibi ise Dursun efendidir.Habeş nahiye merkezi 1933 yılında Kurbağa’dan Şerefiyeye taşınır.Şerefiyenin ilk nahiye müdürü ise Nusret bey’dir.

     1770 yıllarından itibaren Habeş bölgesine Türk,Kürt,Ermeni ve Pontus halk grupları yerleşmeye başlar. Bu yıllarda, Çevirmehan, Gevhertaş (Göhertaş), Göbtepe (Göktepe), Keçeyurdu ve Minas (Murasul) köyleri, 1800’lü yıllardan itibaren Becekli, Meryem Ana (Alişir), Pazarbelen, İştoşun (Dilekpınar), Kızık, Güllüali, Mihail (Yeşimli), İnögi (Yeşilköy), Çamlıkale, Dereköy, Vacit (Kovacık), Dagros (Kurbağa), Armutçayırı, Kayadibi, Kırkcelep (Celep) köyleri, 1870’li yıllarda da Kayabaşı, Çorak, Büyükgüney ve Söğütlü köyleri kurulur.

    

     E-Osmanlı kayıtlarında Gevhertaş (Gühertaş)

     1803-1865 yılları arasında Şebinkarahisar (Karahisar-ı Şarki) Trabzon eyaletine bağlı bir sancak ve Koyulhisar da kazasıdır. Gühertaş da o dönemdeki adıyla Gevhertaş karyesi adıyla Koyulhisar(Muşaz)’ın Firder nahiyesine bağlıdır.

     1865 yılında Giresun, Gölköy ve Ordu Şebinkarahisar sancağına bağlanır, Şebinkarahisar da Amasya ve Tokatla birlikte Sivas vilayetine bağlanır. Bu noktadan hareketle Gevhertaş karyesi Koçgiri kazasına bağlanır.1871 yılında Koçgiri kazası, kaza merkezinin adından dolayı Zara kazası olur. Böylece Gevhertaş karyesi (Göhertaş köyü) Zara’ya bağlı bir köy statüsüne kavuşur.

 

     Başbakanlık Devlet arşivinde 1251(1835) tarihi nüfus sayımına göre Gevhertaş karyesinde 7 hane yaşamaktadır. 1 nolu hane Zaimoğlu, 2 nolu hane Kara Ahmetoğlu, 3 nolu hane Çukadaroğlu, 4.nolu hane İnce Hasanoğlu, 5 nolu hane Zeybeoğlu, 6 nolu hane Diğer Zaimoğlu, 7 nolu hane Kırıkoğlu.

 

     Başbakanlık Devlet arşivinde c.ev.128 dosya 6384 tarihi 1261(1845)  Ra 29-1 numaralı belge Karahisar-ı Şarki sancağında Muşaz(Koyulhisar) kazası Firder nahiyesinde Gevhertaş karyesinde Yusuf’un bina eylediği caminin hatipliğine Molla İbrahimin atamasını içermekte.

 

     1292(1876) tarihinde vergi toplamak üzere Zaralı Aşık Paşa Ömer Şahna olarak Gevhertaş’a gönderilir.

     Köy sakinlerine ait 1294(1878) ve 1297(1881) tarihli araziyi kullanım hakkı (tasarruf senedi) sağlayan iki ayrı resmi belgede Sivas vilayeti Koçgiri kazası Gevhertaş karyesi olarak geçmektedir.

 

    Adli Vekay-i Şeriye Sicilleri 1334(1918) tarihli ilgili devlet raporuna göre 1331(1915) senesinden 1334(1918) senesi Ekim sonuna kadar Ermeni ve Pontus Rum çetelerinin Habeş bölgesindeki Türk ve Müslüman ahaliye yönelik yapmış oldukları katliamlar karşısında yakalanan çeteciler Sivas Divan-ı Harbine sevkedilerek yargılanır ve gerekli cezaya çarptırılır. Bu belgeye göre 1333(1917) Gevhertaş karyesinden Ahmet Ağa’yla Zaimoğlu Mehmet yaylada at aramak üzere gittikleri Cimoğlunun çayırında Ermeni ve Pontus çetecileri tarafından hunharca katledilir.

 

     1300(1884) tarihli salnameye göre Zara kazasına bağlı 16 nahiyeden ikisi Gevhertaş’ın iki komşu karyesi Göktepe ve Keçeyurdu nahiyeleridir. Daha sonra nahiye sayısı dörde düşürülünce bu günkü Şerefiye bölgesi Habeş nahiyesi olur nahiye merkezide Dagros(Kurbağa) olur. Dolayısıyla Gevhertaş karyesi Zara kazasının Habeş nahiyesine bağlı bir köydür. Habeş nahiyesi 1933 yılında Şerefiye adını alır nahiye merkezide Dagros(Kurbağa) dan bugünkü Şerefiye merkezine taşınır.

 

     Gevhertaş’ın yer aldığı bölge Osmanlı arşivi daire başkanlığında çalışan görevliler tarafından kırık bölge diye nitelendirilmekte ve yeteri kadar bilgiye ulaşmak mümkün olmamaktadır. Bunun en önemli nedeni Şebinkarahisar’ın 1803-1865 arası Trabzon’a sonrasında ise Sivas’a bağlı olması ve belgelerin henüz ayrıştırılmamasıdır.

Araştıran: Ahmet Turan ALTUN (Emekli Tarih Öğretmeni)